MU UYGARLIĞINDAN KALANLAR


Aşağıda ki satırlar, Ulu Önder ATATÜRK’ün, MU kıtası ve uygarlığı hakkında araştırma yapması için özel olarak görevlendirdiği, TAHSİN MAYATEPEK’in elde ettiği bilgiler ve raporlarından derlenmiş alıntılardır.

'' İSA’nın çarmıha gerildiği son dakikalarında Hristiyanların mazbutatı tarihiyelerinde
( ELİ ELİ LAMA SABAK TANİ ) sözlerini sarf ettiği yazılıdır. O esnada hazır bulunanlar ne İbraniceye ve ne de Küçük Asya dillerinin hiç birine ait olmayan bu meçhul sözlerden bir mana çıkaramayarak bu sözleri ( ALLAHIM ALLAHIM, BENİ NEDEN YALNIZ BAŞIMA BIRAKDIN ! ) anlamında olarak ( ELİ ELİ LAMA SABAK TANİ ) şeklinde İbranice bir cümle olarak zanetmişler ve İSA’nın ağzından çıkan ( SABAK TANİ ) sözü İbraniceye hiç münasebeti olmadığı için bunuda ( ASAB TANİ ) şeklinde kalb etmek suretile İbraniceye benzetmişlerdir.

HOOVA UYGARLIĞI - UR (URFA,GÖBEKLİ TEPE) - SAABİLER


1981'de Ön sözünü Haluk Egemen Sarıkaya’nın yazdığı
Bilim Araştırma Grubu-Dünya Operasyonu Kitabında buna benzer çok sayıda 
Hz. İbrahim - Hoova uygarlığı - Ur (Urfa,Göbekli tepe) - Saabiler bağlantısı, bilgilerle işleniyor. 
1981’de basılmış olan bu kitapta anlatılan Hoova ile, 1990’larda toprak altından çıkarılan Göbekli tepe kabartmalarında ki yörünge içine alınmış ‘’H’’ kabartmaları  bence bütün projektörlerin Anadoluya çevirildiğine dair güçlü bir kanıttır. - DİKKAT!


‘’ Bilgi Kitabı, zamanı gelince ortaya çıkacaktır. Ancak ortaya çıktığında, insanlığın tanık olup olabileceği en tarihi olay olacak­ tır. Gerçek önemli çalışma ileride gelecek. Esas çalışma Bilgi Kitabı’dır. Kitap, şimdiden, sizin tarafımzdan bulunmak üzere öylece bekliyor. Ancak, henüz zamanı gelmedi - Hoova Mesajlarından.   (Sayfa5)

'' İNSAN ÇAMURDAN YARATILDI '' EFSANELERİ



“Neden çamur?” diye düşünebiliriz. Bereketli toprakların efsanelerinde ilk harç, çamurdu. Belki de atalarımız, kendilerine son derece gerekli olan, tüm ihtiyaçlarını karşılayan su ve toprağa özel bir önem vermişlerdi. Su ve toprak birleşince çamur oluyordu. Zaten günümüze değin gelen büyük efsaneler, soyut düşünce sistemleri, Dicle’nin, Fırat’ın, Nil’in, Indus’un, sulak ve bol çamurlu topraklarından yeşermişti. Büyük uygarlıklar yaratan bu topraklar, zengin efsanelere de yataklık etmişti.


ORGON ENERJİSİ VE ORGONİT

Genel Olarak Orgon
Ne işe yaradığını ya hiç bilmeyiz,  ya da biliriz ancak nasıl işlediğini bilmeyiz. Bu yazıyla orgon ile ilgili tüm bilgileri bir yerde toplayıp anlatmaya çalışacağım.
Bu yazıyı birbirine bağlı detaylarla daha iyi anlaşılır hale getirmek istedim. Konuya vakıf olanlar zaten  başlıktan da yazının içeriğini hemen anlayacaktır, ancak amaç bilmeyenlere bu bilgileri ulaştırmak.
Yabancı kaynaklarda oldukça detaylı işlenmiş bir konu olmasına karşın yerli kaynaklarda birkaç özverili orgonit yapımcısı ve meraklısı dışında çok fazla bir kaynağa rastlayamadım. Sağda solda kısaca anlatılmış farklı ama aynı konuyla ilgili bilgileri tek bir yazıda toplamak istedim .


AYAHUASCA TARİFLERİ !


Bana gelen bazı  ‘’ ayahuasca tarifi’’  ve ‘’dmt yi nasıl elde ederiz?’’ gibi  sorular var. Bu sorulara tam olarak karşılık vermek isterdim ancak  o kadar fazla bir bilgi kirliliği var ki, gerçeklik süzgecinden geçirilecek veri sayısı, normal bir insanın kapasitesini bazen aşıyor.
Yığınla bilginin üzerimize çullandığını düşünüyorum. Başlarda bu yığını mantık çerçevesin de ele alıp içinden çıkılabilir  hale getirebiliyorduk ki bence artık mantık da devre dışı kaldı ve elimizde sadece sezgi kaldı.

İNSANLIK TARİHİNİN ÜSTÜ ÖRTÜLEN GERÇEĞİ – ÜÇÜNCÜ GÖZ


"Sırf duydunuz diye herhangi bir şeye inanmayın. Sırf pek çokları tarafından konuşuluyor ya da dile getiriliyor diye herhangi bir şeye inanmayın. Sırf dini kitaplarınızda bulunuyor diye körü körüne inanmayın. Sırf öğretmenleriniz ya da büyükleriniz dedi diye inanmayın. Geleneklere inanmayın. Çünkü onlar pek çok jenerasyondan beri süregelmekte. Ama gözlemler ve analizler sonucunda, bir nedenden dolayı oluşan bir şey tespit edersen ve bu da bir şeye hizmet eder ve birisinin ya da
herkesin yararına olursa o zaman kabul et ve bu kabul ettiğini yaşa!"  -  Budda.


DİKKAT! BU KONUDA (Epifiz Bezi - Üçüncü Göz),  HERHANGİ BİR PROFESYONEL OLMADIĞIMI, ÖĞRENMEYE UĞRAŞIRKEN NACİZHANE BULDUKLARIMI PAYLAŞMAYA ÇALIŞTIĞIMI BİLDİRİRİM.  Ufuk Özçizme


BİLİNÇ ALTIMIZI KULLANMANIN EN İYİ YOLU - SES




 'Eğer bir kişi yeterince bilinçaltının derinliklerine ulaşabilirse, neticede ulaşacağı seviye tüm insanların “ortak bilinçaltı”sı olacaktır.''     Carl Jung


 Bu derleme; eskilerin binlerce yıl önce ilkel denilebilecek aletlerle çoktan başardıklarını, şimdilerde uygulanan yüksek teknoloji çözümünü anlatmaya çalışmaktadır.  Eski çağlardan beri insanlar değişen bilinç durumlarını çoğaltmak ve geliştirmek için sesi kullanmaktalar.


MÜZİĞİN GALAKTİK HALİ - GANDHARVA VEDA




”İnsanın ve Ruhun iç doğası olan mutluluğun doğrudan deneyimi bu çağda çok kolaylaşmıştır.” -Maharishi Mahesh Yogi

Gandharva Veda'nın Tarihi

Ne zaman yazıldıkları kesin olarak saptanmamış olmakla birlikte, bilinen ilk yazılı metinlerden olan Veda'ların, binlerce senelik bir geçmişe sahip oldukları kabul edilmektedir. Bazı kaynaklar, dünyanın çok saf ve temiz olduğu bir dönemde, Hindistan ve Nepal'de, çok gelişmiş bir uygarlığın var olduğunu; Veda metinlerinin, bize bu uygarlıktan kaldığını söylemektedir.

SERAMİK İÇİN NE DEMİŞLER?





Hermes Trismegistus der ki:
"Haydi dinleyin çamurdan insanlar! Bir an düşün,nasıl oluştuğunu ana rahminde. Aklına getir o usta işçiliği ve ara o sanatçıyı, böyle güzel bir görüntüye şekil veren. Kim çizdi göz yuvalarını? Kim açtı burun deliklerini, kulaklarını ve ağzını? Kim uzattı sinirlerini ve sıkıca bağladı? Kim yaptı kemiklerini ve etini deriyle örttü? Kim ayırdı parmaklarını ve düzleştirdi tabanlarını? Kim hazırladı kalbini ve boşluklar bıraktı ciğerlerinde? Kim görünür kıldı güzelliğini ve sakladı bağırsaklarını içeride? Kaç çeşit beceri kullanıldı ve kaç tane sanat eseri yaratıldı oluşturmak için bir insanı? ..."

DMT: ZAMANIN ÇÖKTÜĞÜ İLAHİ MAKAM!

 

Öncelikle belirtmeliyim ki bu yazıda hiç kimseye hiç bir şey öğretme gibi bir amacım yok. Sadece öğrenmeye çalışan, paylaşan biriyim. Bu sebeple yorumlarınızı esirgemeyiniz. Teknik kısımlarda eleştirilere açığım ama ana fikir olarak son derece sabit fikirliyim, özellikle bu konuda. 







SUYUN BİLİNMEYEN YÖNÜ

Bu yazı aslında bir su arıtma cihazının tanıtım sayfasından alındı, SUYUN BİLİNMEYEN YÖNÜ ile ilgili bilgiler gerçekten olağanüstü..


Himalaya Multan Su Arıtma Ve Su Canlandırma Sistemi Hakkında Detaylı Bilgiler Su; yağmur olarak yeryüzüne indikten sonra yerin binlerce metre altına iner. En derin katmanlarda bin yıl, beşbin yıl, sekizbin yıl,onbin yıl bekleyip demlenerek toprağın kanı haline gelir ve daha sonra yerin farklı katmanlarına sürtünerek temizlenir.


Topraktaki minarelleri alıp kavisler çizerek yeryüzüne çıkar. Bu kavisleri çizip yeryüzüne çıkma esnasında farklı katmanlardaki mineral kayaçlarına çarparak çift kutuplu-hafızalanmış canlı su haline gelir.

SERAMİK SANATÇISI NE YAPAR?

SERAMİK SANATÇISI - Mesleği ve Özellikleri
  Seramik Sanatçısı;  Sanat adına seramik malzemelerle üretim yapabilen ve ürettiği eserleri sergileyip, sanatseverlerin beğenisine sunan kişidir. 

UÇAN MELODİLER - PSYCHEDELIC TRANCE

Bu müzikte, sözcüklere dökmenin aslında çok da mana ifade etmeyeceği bir doku var. Belkide hiçbir psikoaktif ilacın, ibadetin, meditasyon tekniğinin ve manevi inisiyasyonun yerini alamayacağı, ulaşamayacağı bir doku. Bu dokunun tadını bir kez duyumsayanlar için, ne geçmiş, ne gelecek, ne de ''AN'' aynı kalabiliyor.











  Yazıya eşlik etmesi için iyi bir ''Phaxe '' mix'i.... İyi bir kulaklıkla orta seste 👍


SERAMİĞİN TARİHÇESİ

 

 

Seramiğin Tarihçesi Seramik ateşin bulunup kullanılmasından sonraki tarihlerde yapılmaya başlanmıştır.
İlk seramiğin M.Ö. onuncu ve dokuzuncu binlerde üretildiği saptanmıştır. En eski ve önemli bulgulara Türkistanın Aşkava bölgesinde (M.Ö.8000), Filistin’in Jericho bölgesinde (M.Ö.7000), Anadolu’nun çeşitli höyüklerinde (örneğin Hacılar,M.Ö.6000) ve mezopotamya olarak adlandırılan Dicle-Fırat nehirlerinin arasında kalan bölgede rastlanmıştır. Seramiğin ilk hammaddesi balçık adı ile tanınan çok ince taneli koyuca kıvamlı çamur birikintileri, ilk seramik kaplarsa balçık ile sıvanmış sepetlerdi.
Bu balçık sıvalı sepetlerin ateş ile buluşup sertlik kazanmaları sonucu oluşan seramik kaplar, kullanışlı kap kacakları oluşturdular. Balçığa karıştırılan daha az özlü toprak ve nehir kumları ile çamurun özsüzleştirilmesi ve böylelikle ateşten daha başarılı sonuç alındı. İlk çamur hazırlama teknikleri yoğurma, çiğneme ve dövmeydi.
Kurutma açık havada doğal olarak yapılmaktaydı. İlk çamur şekillendirme yöntemi de el ile serbet şekillendirmeydi. Sonra devreye el ile çevrilen torna daha sonrada ayak ile çevrilen tornaya bıraktı. Diğer bir şekillendirme yöntemi de kutu formundaki tuğla kalıplarıydı. Pişirme başlangıçta açık ateşte açıkta yapılmaktaydı. Açık ateşin fırınlara aktarılması ile büyük aşama kaydedildi. İlk fırınlar odunla ısınmaktaydılar. Tarihin erken dönemlerinde seramik yapımında kullanılan bu ilkel yöntemler (hazırlama,kurutma,pişirme) doğallıkları nedeni ile günümüze kadar gelmişlerdir.

'SERAMİK' SÖZCÜĞÜ





Seramik türü ürünlere ismini veren tanımlama Yunanca'dan gelmektedir. Şarap içilmesi gelenekleşmiş törenlerde ve şölenlerde, şarap ve büyük olasılıkla diğer başka içkiler, bardak yerine geçmekte olan şekillendirilmiş boynuz kaplardan içilmekteydi. Yunanca'da boynuz sözcüğünün 'karşılığı olan kelime “keramos” olduğundan, keramoslar yerlerini seramik kaplara bıraktıktan sonra da, seramik kaplar bu adla anılmaya başlandı.

Böylece seramik üreten çömlekçilere “kerameus”, bu çömlekçilerin eski Atina'da toplu olarak oturdukları bölgeye de “Keramikos" adı verildi. Çeşitli batı dillerine az çok değiştirilerek aktarılan bu sözcük, Fransızca'da “Céramique” İngilizce'de “Ceramic”, Rusça'da "Keramika" olarak yer almaktadır.

 İlk seramik ürünler çömlek olarak adlandırdığımız kap-kaçak türündeydi. Bu çömlekler büyüklü küçüklü olup, içlerinde yakılan ölülerin küllerinin saklandığı “urne” olarak adlandırılan küplerden su kaplarına, kulplu çömleklere kadar çeşitli türleri vardı.   Mezopotamya ve İran'da, özellikle Mısır'da, Nil nehri balçığından yapılma tuğlalar, Babil'de üzerine yazı yazılan kil tabletler, seramik ürünlerin ilginç örneklerini oluşturmaktadırlar.

 Bugün Berlin'de Bergama Müzesinde  sergilenen, Babil kralı 2. Nebukadnezar devrinde (MÖ 575) tören caddesi olarak kullanılan yolun ünlü İştar kapısı, kobalt mavisi tuğlaları ve kahverengi röliyefli hayvan figürü oluşturan tuğlaları ile eşsiz bir örnek görünümündedir. Yunan ve Roma türü seramiklerde en çok rastlanan form vazo formları olup, “terra sigilata” tekniğinin tek temsilcisidirler. İslam sanatının güzel örnekleri olan sırlı seramikler, İran ve Türkistan'dan Selçuklu'lar ile Anadolu'ya girmiştir.
 Osmanlılarda devam eden çini sanatı, 16. yüzyılda İznik'teki çok sayıda kurulmuş olan atölyeleri ile, Bursa ve İstanbul'un en ünlü Osmanlı yapılarını süsledi. Günümüzde   seramikçilik ve  çinicilik sanatı, bir tek atölye bile kalmamış olan İznik'ten (Turistik olanlar hariç)  Kütahya'ya geçmiş durumda. İznik ile Kütahya seramikçiliğinin arasındaki devirlerde (l8.yy ortaları), batı Anadolu'da ortaya çıkan önemli bir seramikçilik merkezi de Çanakkale'de oluştu.

 İslam ülkelerinde gelişen seramikçilik, Arapların İspanya üzerinden Avrupa'ya çıkmaları ile daha 9.yy da başta İspanya ve İtalya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine yayıldı. Ortaçağda İtalya'nın Faenza kentinde üretilen seramiklere, günümüzde de kullanılan Fayans adı verildi. Fayansın geleneksel yapısını kırığı renkli seramikler oluşturmaktaydı. Giderek kırığı beyaz, akçini benzeri ürünlere de bu ad verildi. Bir Akdeniz adası olan Majorka adasında üretilen seramikler ise “mayolika” adı ile anıldılar.

Mayolikanın  genel tanımlaması kırığı beyaz olmayan, beyaz örtücü sırla sırlanmış ve renkli sırüstü tekniği ile dekorlanmış seramik ürünler şeklindeydi. Almanya”da, Johann Friedrich Böttger'in 1709 yılında porseleni yapmasına dek, gözenekli (akçini) ve gözeneksiz (pekişmiş çini) çamurlar endüstriyel üretimlerde kullanıldılar. 1710 yılında Meissen'de ilk porselen manifakturu kuruldu. Bunu çeşitli Avrupa şehir ve ülkelerinde kurulan porselen fabrikaları izledi.

 Porselen sözcüğü de  keramos gibi ayrı bir malzemeden gelmektedir. Porselen, Lâtince'de bir tür kabuklu deniz hayvanının (istiridye) kabuğunun “porsella” olan adıdır. Porselenin, ana vatanı olarak bilinen Çin'de,  MÖ 185 yılında bulunduğu sanılmaktadır. Son bulgular ile, porselen olarak adlandırılabilecek ürünlerin Çin'de MÖ 1122-770 yılları arasında üretildiği saptanmıştır. En kaliteli ürünler 15.-l7.yy arasında yapılmış, sonra gerileme devri başlamıştır.

 Türkiye'de ilk porselen yapımı girişimleri, Osmanlı devrinde l8.yy sonlarında, İstanbul'da Haliç yöresinde, özellikle Galata ve Balat'taki küçük atölyelerde başladı.Kurulan ilk porselen fabrikası da, Fransız'ların öneri ve yardımlarıyla kurulan Yıldız Porselen ve Çini fabrikasıdır. Türkiye'de Cumhuriyet devrinde, gerçek bir seramik endüstrisinin kuruluşu 1960 yılı ve birkaç yıl öncelerine rastlar. Eczacıbaşının girişimi ile ilk kez sağlık gereçleri endüstrisi ve Bodur'un girişimi ile de duvar ve yer karoları endüstrilerinin başlangıçları yapıldı.  
Kaynak: Seramik Teknolojisi - Prof.Dr.Ateş ARCASOY
 

KUVARS KRİSTALİNİN ÜZERİMİZDEKİ ETKİSİ


Bu yazı  Doç. Dr. Sibel Kılıç'ın ''TAKILARDA KULLANILAN ORGANİK VE MİNERAL TAŞLARIN İNSAN ÜZERİNE ETKİLERİ'' adlı araştırmasından kısa bir alıntıdır.


Kainatta beş ışınlı simetrinin yasaklanmış olmasına rağmen kristallerin bu yasağa aykırı bir tabiatı söz konusudur.   N. V. Belov (1891-1982)

Modern çağın, metropol yaşantısı içerisinde yüksek düzeyde stres altında varlığını sürdüren ve gerilim altında yaşamasına bağlı olarak olumsuz elektrik yükü ile şarj olan bireylerin , toprak ile irtibatsızlığına alternatif olarak, bu eksikliği taşlar vasıtası ile ikame edebilecekleri düşünülmektedir. 

Taşlar, içerdikleri kristal yapılarından dolayı sürekli titreşim halinde ve buna bağlı olarak elektrik akımları yaymaktadırlar. Taşların moleküler yapılarını sürekli titreşen canlı bir organizmaya benzetecek olursak, bu yapı insan vücudu ile farklı koşullarda temas haline geçtiğinde elektrik yükünü deşarj ederek kötü elektriği bünyesine almaktadır. 

ZAMAN İÇiNDE ORGON ENERJiSi

ORGONOMİ NEDİR?

19.yüzyılın dahilerinden biri sayılan Doktor Sigmund Freud (1856-1939) psikanaliz adı verilen derinlik kuramında ‘libido’ kavramından bahsetmektedir.

Peki, libido kavramı ya da cinsel enerji (sexual energy) kuramı neyi anlatmaktadır? İnsanlar yemek yerler ve yemek için çalışırlar.

Önce yemek yerler sonra da aldıkları nefes ile yediklerini yakarak çıkarırlar. Böylece yukarıdan girenler aşağıdan çıkar. Peki, madem aldıklarını geri veriyorlar öyleyse neden yemek yiyorlar ve nefes alıyorlar?

ÜZERLİK OTU VE ARKEOLOJİ


Üzerlik otu ya da Üzerklik otu arkeologlarca yerin altındaki arkeolojik buluntuların yerini tespit etmek için en büyük işaret olarak bilinir.
Diğer bir deyişle arkeologlar herhangi bir açık arazide üzerklik otu mevcut ise yerin altında mutlaka arkeolojik buluntu vardır varsayımı ile kazıya başlarlar.
Bunun birinci nedeni eski yerleşim yerlerinin bolca fosforik toprak yapısına sahip olmasından dolayı bitkinin de fosforlu toprakları sevmesinden kaynaklanır.

SERAMİK NEDİR?



Seramik; dört ana element olan Ateş, Hava, Su ve Toprağı, en etkin ve en yalın şekilde kullanarak ortaya eserler çıkaran Sanat ve Mühendislik alanıdır. Toprak ve Sudan oluşan çamurun şekillendirilerek Doğal kuruması, ortalama olarak 900/1400c arasında pişirilerek ortaya çıkarılması sonucu, solmadan ve bozulmadan yüzyıllar boyunca dayanabilen eserlerdir seramik. Ufuk ÖZÇİZME




‘’ Seramik altının Toprak, üstünün Cam olduğunu duyumsatandır!..   İnsanın yeryüzüyle, Gökyüzü arasında yaşadığını anımsatan bir duygudur bu.
Dünyamızın dönmesi örneği, çoğu kez dönen bir çark üzerinde biçime ulaşır seramik.
O nedenle de bu yaratıcı kaynağı kullanmak, çarkı döndürmek gerek diyorum... ‘’
Prof. Dr GÜNGÖR GÜNER


 
Seramik,  geleneksel bir anlatım dili ile şu şekilde tanımlanır. Organik olmayan malzemelerin oluşturduğu bileşimlerin , çeşitli yöntemler ile şekil verildikten sonra, sırlanarak veya sırlanmayarak sertleşip dayanıklılık kazanmasına varacak kadar pişirilmesi bilim ve teknolojisidir.
Günümüzde seramik tanımlaması şöyle de yapılabilmektedir:  Metal ve alaşımları dışında kalan, inorganik sayılan tüm mühendislik malzemeleri ve bunları  ürünlerinden olan her şey seramiktir.
Bu tür tanımlamanın yanısıra seramik , aynı zamanda bir sanat dalıdır.
Prof. Dr Ateş ARCASOY